’’dönüp seslendim geri
merhametsiz birine
beni siz vursaydınız
şu gavurun yerine..
can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.’’

..

gaib kuşları tünüyor penceremin önüne
içimde pervasız and..
doğrudur bu öfke!
aç susuz..

doğrudur bu mevkisiz ezber!
sen sattın beni

ateşin tam çukurunda!
yağlı urganla
sen çektin en dibe beni

..

..

ölüme kardeş...
ölümüne kardeş.
öldürene dek kardeş

..
..

yunsan arasda çıkmaz
yüzün karası


..

ağrıyan yanım
solgun çiçekler topluyor
sana vermek için..
tenimde düğüm olmuş yetim ağıdı!
hüsran yağdırıyor gecenin koynuna
tutki vakitler talan
tutki bin parça ile bir ah!

ey fener
ölüme kardeş...

ellerim çocukken attığım tebessümlerde..
dev bir şehir yürüyor içimde
saçlarımı savuruyor
akıbeti esir bir günah..

er geç mevzilerede yağar
içimi acıtan bu vasiyet

..

..

ey fener
ölüme kardeş..
..
çivilenmiş dilim uzanıyor umuda
ilk kez bu esinti..
kurtulmuyor ne varsa
fakir odamda ekmek atıkları
içimde pervasız çocuk
gözlerim duvardaki yaslı tabloda..

ey fener
ölüme kardeş..

yüzler gördüm şehrin kıyısında
alnımda bahanesiz kasırgalar
derinlerde çığlıklar
hedef.. hedefki çarşıda can cana!
her bahar merhamet fukarası
her dönüş dalgalı!
toprağın bileğinde kan!
ayaklarımda pranga!

yunsam kevser ile çıkmaz yüzüm karası..


’’feleğin yüzü tutulmuş
savrulur..
uzatsam elimi vesikalı kırmızı har!’’

b.karaca